Kayıtlar

KADININ SOYADI KARARI: CİNSİYETÇİ OLMAYAN, EŞİTLİKÇİ BİR HUKUK YORUMUNA DOĞRU MU?*

Resim
  Fotoğraf: 8 Mart 2019 Feminist Gece Yürüyüşü'nden   Ertuğrul Kaan Yıldırım   28 Nisan 2023 tarihinde Anayasa Mahkemesi (AYM), İstanbul 8. Aile Mahkemesi’nin anayasaya aykırılık iddiasıyla yaptığı itirazı incelediği başvuruda kadının soyadını düzenleyen Medeni Kanun’un 187. maddesini iptal eden kararını açıkladı. Bu somut norm denetimi başvurusunda AYM, kadının evlenmeden önceki soyadını evlendikten sonra tek başına kullanamayacağını öngören kanun maddesinin eşitlik ilkesini ihlal ettiği sonucuna ulaşmıştır. Işıl Kurnaz’ın belirttiği üzere , kadının soyadı meselesinde atılan bu ataerki karşıtı ve eşitlikçi adım; kadın mücadelesinin, hukukçuların ve özel olarak yargı yoluna başvuran tüm kadınların elde ettikleri önemli bir hak kazanımı olarak karşımızda durmakta.  Ancak AYM’nin kararı kurumsallaşmış ve yapısallaşmış cinsiyet eşitsizliğinin giderilmesinde sadece küçük bir alanın ortadan kalkmasını ifade ediyor. Bununla birlikte eşitsizliğin, erkek egemen zihniyeti...

AYRIMCILIK MESELESİ: TOPLUMSAL EŞİTLİĞİ BALTALAYAN ARGÜMANLAR ÜZERİNE

Resim
  Ertuğrul Kaan Yıldırım Toplum ve Bilim ’in 154. sayısında (2020) yayımlanan “ LGBTİ+’lar Öğretmen Olabilir Mi? Dworkin’in Herkül Yargıcı Versus Anayasa Mahkemesi Yargıçları ” başlıklı makalesinde (ss. 108-130) Ezgi Duman, Anayasa Mahkemesi (AYM)’nin 2018 yılında 15’e 2’lik çoğunlukla vermiş olduğu Z.A.kararını eleştirerek Mahkeme’nin argümanlarını liberal hukuk düşüncesinin ikonu haline gelmiş olan Ronald Dworkin’in “bütünlük olarak hukuk” ( law as integrity ) tezi çerçevesinde incelemektedir. Duman’a göre AYM’nin yürüttüğü hukuki muhakeme; Dworkin’in ortaya attığı kural-ilke-siyasa bütününü ciddiyetle tartışmamakta, hukuk metninin taşıdığı değeri kavrayarak ileriye taşıyacak bir politik ahlak ortaya koyamamakta, eşit yurttaşlığı geliştirecek ve toplumsal azınlıkların haklarını gözetecek özgürlükçü bir yaklaşım geliştirememekte, toplumun çoğunluğunun benimsediği değer yargılarını, gelenekleri geçerli ve üstün sayarak “hukuki ahlakçılığı” ( legal moralism ) desteklemektedir. D...

YENİ SAĞ HALKIN DEĞİL AKTİVİST YARGIÇLARIN YÖNETMESİNİ İSTİYOR*

Resim
  Michael Wilkinson** Çev. Ertuğrul Kaan Yıldırım*** On yıldan daha uzun süren Cumhuriyetçi iktidarın ardından, 1991 yılında yapılan bir röportajda liberal hukuk bilgini Ronald Dworkin’e siyasal gidişat değiştiği takdirde, kendisinin aktivist Yüksek Mahkeme modelinin, progresif/ilerici kanunları hükümsüz kılmak için muhafazakârlar tarafından kullanılmasından korkup korkmadığı sorulmuştu. Dworkin’in yanıtı durumu gözler önüne seriyordu: evet, bunun gerçekleşebileceğine ve yargı erkine duyduğu imanın, “yanlış ata oynamak” olabileceğine dair “kabuslar” görüyordu. Dworkin, bu durumun gerçekleşmesinin, anayasanın liberal bir yorumunu gözetecek güçlü mahkeme ilkesine olan imanını zayıflatacağını kabullenmekteydi. Ama yine de bunun gerçekleşeceğini görecek kadar hayatta olmayacağını eklemişti. Ve bunun göze almaktan kaçınmadığı bir kumar olduğunu belirtmişti, çünkü ortada korunmaya değer bir yapı vardı. Herkül (liberal) yargıçların kararlarıyla geliştirilecek olan bütünlük ilkesinin mer...